spot_img

Yumurta rezervi ile ilgili 11 soru-yanıt

Kadınların yumurta rezervi yaşla birlikte azalıyor. Çocuk sahibi olabilmek için yumurta rezervinin, yani yumurta sayısının yanı sıra kalitesinin fazla daha manâlı olduğunu ve yumurta kalitesinin de yaşla birlikte azaldığını gösteren Tüp Bebek Merkezi Direktörü Doç. Dr. Tayfun Kutlu ile Bayan Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Ebru Öztürk Kimsesiz, kadınlardaki yumurta rezervi ile ilgili merak edilen sorulara cevap verdi.

Bir kız çocuğu doğduğunda sıradan kaç yumurta ile doğar?

Bir kız bebek doğduğunda yumurtalıklarındaki yumurta sayısı yaklaşık 1 buçuk-2 milyon civarındadır. Bu sayı ergenliğe değin azalma gösterir ve 300-400 bine düşer. Kadınlar adet görmeleriyle birlikte her ay yumurtlarlar. Doğurgan oldukları dönemde ise yumurta sayısı 300-400 bin civarındadır. Her ay bu yumurtalardan kullanılır, yumurtalar tükendiğinde de menopoz süreci devreye girer.

Yumurta rezervi zamanla niçin azalır?

Her ayki dönemde takriben 1000 civarında yumurta yola çıkmak için ayaklanıyor ve tümü büyümeye çalışıyor fakat hepsi öne çıkamadığı için genellikle her ay kadın vücudunda 1 veya 2 yumurta liderlik kazanıyor. O yumurtalar yumurtlamaya hazırlanıyor. Kadınlar 1 buçuk-2 milyon yumurtayla doğuyor fakat her ay 1000 civarında yumurta kaybediliyor. Fakat her bayan benzer yumurta sayısıyla dünyaya gelmiyor, benzer sayıda yumurtayla ergenliğe girmiyor. Dolayısıyla da kadınların doğurganlık sürelerinde farklılıklar görülebiliyor.

Yumurta rezervinin azalmasını etkileyen, hızlandıran faktörler neler?

Azalmayı etkileyen pek çok faktör var. Birincisi, ne kadar fazla yumurtayla dünyaya geldiğimiz. Bunu azıcık kalıtımsal talih olarak da düşünebiliriz. Doğrusu kalıtımsal şansla hayata daha fazla yumurtayla gelindiğinde, yumurtaları zamanla kaybedilse bile doğurgan olunan vakit uzayabiliyor. Lakin bu doğurganlık süresi içerisinde yumurta rezervini sigara, gerginlik de elbette azaltabilir. Keza yaşla birlikte de elbette bu rezervin azaldığını biliyoruz. Yumurtalıklara yönelik herhangi bir operasyon, yani yumurtalıkların dokusunu etkileyebilecek herhangi bir ameliyat, herhangi bir ilaç kullanımı laf konusu olduğunda mutlaka yumurtalık rezervinin azaldığını biliyoruz. Kanser gibi bir takım sistemik hastalıklarda kullanılan kemoterapotik ve radyoterapotik ajanların vücudumuzdaki en alıngan hücreleri azaltarak doğurganlık süresini epeyce kısalttığını da biliyoruz.

Yumurta rezervinin azalması hangi yaştan daha sonra hızlanıyor?

Bir Zamanlar 40 yaşı riskli yaş kabul ederdik ve 40 yaşından sonra yumurta sayısının fazla belirgin bir hızla azaldığını söylerdik. Zamanla 37 yaşın daha tehlikeli bir yaş olduğunu kabul ettik. Hemen de dünyadaki verilere baktığımızda 35 yaşından daha sonra bu azalmanın hızlandığını söyleyebiliriz. Artık kadınlardaki yumurta rezervi, yani yumurta sayısının azalması, hatta daha önemlisi yumurta kalitesindeki problemler daha erken yaşlara doğru gelmekte. O yüzden bebek sahibi elde etmek için 35 yaşından sonradan daha seri hareket etmek gerektiğini söyleyebiliriz.

Bundan 10 sene öncesine tarafından, ciddi yumurta rezerv azlığını ya da erken menopoz riskini çok daha fazla görmeye başladık. Toplumda bunun yüzdesi fazla artmaya başladı. Bu arttığı için bebek sahibi elde etmek için 35 yaşını geçmemeyi öneriyoruz.

Yumurta rezervinin tez azalmasının nedenleri nelerdir?

Ailede erken menopoz varsa, özellikle anne, teyze, kız kardeş gibi kadından gelen kalıtımsal faktörler konusunda uyarıcı edinmek fazla manâlı. Çünkü bu bize, o ailede genetik olarak bir rezerv azlığına aşinalık olduğunu gösteren bir semptom olabilir. Hem kemoterapi gerektiren, kanser gibi sistemik bir hastalığı olan kadınların da öncesinde yumurtalık rezervinin değerlendirilip, gerekirse dondurulup saklanması gündeme gelebilir. Bu stil tedaviler yumurta rezervini önemli şekilde azaltan faktörler.

Sigara ve besin koşulları da çok manâlı. Sağlıklı beslenmeyi ve sigaradan uzakta durmayı fazla önemsiyoruz. Yumurtalık kistleri veya yumurtalıkta olabilecek başka herhangi bir problemden dolayı geçirilecek ameliyatlar da kadınların en büyük problemlerinden.

Çocuk sahibi elde etmek için “yumurta rezervinde” ne değin yumurta olması gerekli? Bir sayı verilebilir mi?

Çocuk sahibi yapabilmek için bir tane yumurta bile yeterli. Bu ayrıntılarıyla o yumurtanın kalitesi, kadının doğurganlığı ve o yumurtadan hoş bir embriyonun oluşmasıyla ilgili. Fiilen çocuk sahibi edinmek için bir yumurta ve bir sperm yeterli. Dolayısıyla yumurta rezervi çok azalmış kadınlar da kendiliğinden hamile kalabilir. Ama burada natürel ama beklemek birazcık tehlikeli. Çünkü beklerken yumurtaların iyice tükenmesi laf konusu. O yüzden bu kadınlarda çarçabuk etkili tedavilere geçiyoruz. Etkin tedavide de natürel ne kadar fazla yumurta alırsak böylece fazla faydasının olacağını düşünüyoruz.

“Şu kadar yumurta hamilelik için gerekli” diye bir ifade doğru olmaz ama elimizde ne değin fazla yumurta olursa hamilelik için öyle iyi. Ne kadar çok iyi kalitede yumurta, spermle birleştirilmiş ne değin fazla embriyo olursa aralarından en iyiyi seçme şansı, en iyilerini seçtikten sonradan dondurup bir sonraki hamilelik için saklama şansı da yüksek oluyor.

Bu rezerv anne almak için ne süre “yetkisiz” olur?

Yumurta rezervi az olan bir hastayı bir tamamiyle değer biçmek kayda değer. Yani kaç takvim evli, ne kadar zamandır çocuk sahibi almak istiyor, eşinin spermi nasıl gibi mevcut durumların değerlendirilmesi gerekli. 20 yaşında rezervi az olan bir hastaya olan yaklaşımla 40 yaşında rezervi az olan hastaya teşebbüs aynı yok. Siz 20 yaşında yeni evli ve rezervi az olan bir hastayı birkaç ay yumurta takibiyle değerlendirebilirsiniz lakin 40 yaşında daha radikal tedavi kararları almanız gerekebilir. Hastaların doğurganlık süresini çok iyi değerlendirilmek gerekiyor. Geç kalmamak, zamanı iyi uygulamak lüzumlu.

Yumurta rezervinin eksik olduğu nasıl anlaşılır? Herhangi bir bulgu olur mu kadında?

Ultrasonda hastanın yumurtalıklarındaki yumurta sayısını sayarak, yumurta rezervinin hastanın yaşına yerinde olup olmadığını söyleyebiliriz. Tabii ancak bizi destekleyen bazı hormon testlerimiz de var. Bunların içerisinde en önemlisi Anti-Mullerian Hormonu (AMH). Anti- Mullerian Hormon doğru bir şekilde bakılmışsa, bize yumurta rezervi ile ilgili güvenilir sonuçlar verebiliyor. Yine adetin ikinci ya da üçüncü günü hastanın FSH ve E2 değerlerini birlikte ölçmek gerekir. Bütün bu deneme ve kontroller bize hastanın yumurta rezervi ile ilgili bilgiler verir.

Yumurta rezervinin çabucak azalmaması ya da yumurtaların kalitelerinin düşmemesi için ne gibi önlemler alınabilir?

Yoklama edemediğimiz o kadar çok durum var. Hastaya “Stresten uzakta dur” diyoruz oysa bu günümüz yaşam koşullarında, özellikle çalışan bir bayan için fazla kolay bir şey değil. Oysa egzersiz yapmak yumurta sayısını arttırmasa bile kaliteyi arttırır. Yani dokudaki oksijen miktarını artırır, stresi azaltır. Bunun da yumurta kalitesine mutlaka bir katkısı var. Yaşamımızda değiştirebileceğimiz faktörler ve değiştiremeyeceğimiz faktörler var. Sağlıklı besin, düzenli spor, protein ağırlıklı beslemek, sigara içmemek, bilhassa 40 yaşından daha sonra doktor önerisiyle bir takım antioksidan ilaçların kullanılması yumurta rezervinde elde edeceğimiz yumurta kalitesine mutlaka olumlu etkisi olacaktır.

Yumurtanın sayısından çok kalitesi manâlı midir?

Şüphesiz. En kayda değer şey yumurta kalitesidir. Yumurta rezervi yani yumurta sayısının en kayda değer anlamı bizim ne kadar fazla sürecimizin olduğu, ne dek rahat hareket edip edemeyeceğimizdir. Gebelik anlamında 10 tane kalitesiz yumurtadansa 2 tane kaliteli yumurtanın olması daima her hekimin tercih ettiği bir durumdur.

Yumurta sayısının azalması sizi uyarı eder, sadece sayı değil, ayrıca yaş da manâlı. Hatta en önemli faktör yaş. Bunların hepsi gebelik şansını azaltan ya da arttıran faktörler. Mesela 40 yaşına geldiniz ve yumurtalık rezerviniz çok iyi. Bu sizin gebeliği erteleyebileceğiniz anlamına gelmiyor. Çünkü yaş yumurta kalitesini olumsuz etkileyen bir etken. Dolayısıyla değerlendirme yaparken çoğu faktörü birlikte göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yumurta rezervi, yaş, hastanın evlilik süresi, ne dek zamandır çocuk istediği, herhangi bir hastalığının olup olmadığı, ameliyatları, daha önceki gebelikleri ve sperm fazla dikkate alınması gereken faktörler. Yani her hastayı bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Sadece yumurta rezervi yok, her faktör tedavi yaklaşımını değiştirebiliyor.

Doğum için en dinç yaş nedir?

25-35 yaş arasının, doğum için en iyi yaş olduğunu söyleyebiliriz. Bazen kabul etmesek de yaşlanmaya başlıyoruz. Metabolizmamız yavaşlamaya başlıyor. Bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin bilhassa yaş faktörünü hesaba katmalarında yarar var.

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here