spot_img

Onu kendin için affet

Kusuruna Bakmamak, yaşanılan olayın etkisinden kurtulmak için, kişinin ilk olarak kendisi için attığı bir adımdır. Affedemeyen kişi, yaşanılanları değiştiremez. azami bundan sonrası için ne yapacağını belirleyebilir. Olayın etkilerini, yaşam boyu bizi etkilememesini, cebimizde taşımamamızı sağlar. Affetmemenin bizi nasıl etkilediğini görmek istiyorsak, olayı aklımıza getirip o an neler hissetiğimizi görebiliriz. Eğer yoğun duygular yaşıyorsak hala affedemediğimizi gösterir. Ayrıca affedemediğimiz için o duyguları depoladığımızı, en küçük bir kıvılcım (Onu bakmak, tv de benzer haberler,başkasının başına geldiğinde, konuyla ilgili bir haber vs.) ile nasıl alevlendiğini görebiliriz. Oysa affetmemek,ayrıca ruh sağlımıza bir ağırlık, keza de ilişkinin devamı için koca bir engeldir. İlişikinin ya iyileştirilmesi ya da bitirilmesi kararı da af sürecinin tamamlanması ile daha dinç verilebilir.

Neden affedemeyiz

Affetmek istemeyen kişinin en büyük kaygılarından biri de benzer şeyi bitmiş yaşamaktır. böylece birçok zaman aynı şeyi her tarafta yaşamamak için affetmek istemez. Olayı sıcak ve gündemde miktar, “Unuttum sanma!” mesajı verir.

Afetmek istemeyen kişi, “Bu dek basit olmamalı” diye düşünerek affetmek istemez. Bunun derhal affedilmesi ve gündemden kalkması halinde yapanın yanında kar kalacağını düşünür. Değerinde ödetmek ister. Bu olayın kendisi için ne değin ağır olduğunu olayın etkisinin affetmemekle sürdürerek kullanmak ister.

Affetmeyen birey, affetmesi halinde kendisinin, kendisine hasar verenin ve çevredeki insanların onu güçsüz, gurursuz ve aciz olduğunu düşüneceğini zannedeceğini düşündüğü için bağışlamak istemez.

Affetmek istemeyen birey, affederse hiç bir şey olmamamış gibi, ilişkinin yürümesi gerektiğini düşünür. “Affedersem barışmam lazım” diye düşünür. Affetmek istemeyen birey, bedel ödetmek ister. Diyetini ister. Karşıdaki kişinin çabası ,daynaması ve değerinde ödemesi ile hem kendisine verdiği değeri ölçer ayrıca de ödeştiğini düşünür.

Afffedemeyen birey, yapılan davranışı kişiliğine ve kendisini değersizleştirmeye karşın bir saldırı olarak algılar. Affetmeyerek değerini korumaya ve toplarlamaya çalışır.

Peki bağışlamak nedir

Gerçekten affetmek, başta kendimiz için, ruh sağlımız için geçerli olan bir davranıştır. Affetsek de affetmesek de geçmiş yaşanılanı değiştiremeyiz. Yalnızca korunma ve kırılmanın yansımalarını yaşarız. Yukarıdaki kusuruna bakmamak istemeyen kişinin düşündükleri sahiden yanlış olanlardır. İnsanlar affetmeyi taviz saptamak olarak algıladıkları için affedemez. Hem, affedilmesi gereken kişinin de çaba göstermemesi ve hatasını kabul etmemesi de affetme sürecini engeller. Başta biz affedeceğiz. Bunun yanına karşıdaki kişi bize değerinde veriyor, bizimle ilişkisini sürdürmek istiyorsa da onun da fazlasıyla özleştirisini yaparak, hatasını kabul ederek çabalaması gerekiyor. Lakin karşımızdaki insan, hatasını kabul etmezse, bizimle ilişkisini sürdürmek istemezse , hatta hatasını kabul etmese bile bizim yine affetmemiz gerekir. Onunla ilişkimizi keserek de affedebiliriz. Yani af, karşıdakine bağlı olmadan yapılan bir çalışmadır. Mutlak olarak affetmemiz karşıdakinin çabasına alt olmamalıdır. Onıun çabası belki iletişim/ilişkinin devamına katkı maddesi sunabilir.

Diğer yanlamasına affetmeyerek, hata yapan kişinin layık ödemesini sağlar, ödeşme mantığını ona aktarmış oluruz. “Ben hata yaptım o da affetmeyerek bana bedelini ödetti” düşüncesiyle kusur yapanda suçluluk, pişmanlık ve mahcubiyet duygularının önüne geçmiş oluruz. Yani o affedilmeyerek hatasının bedelini ödediğini düşünür.

Affetmek:

– Yaşanılan olayın şehvetli etkisinden ve düşünsel patinajından kendimizi kurtarmaktır.

– Yaşanılan olaydan dolayı kendimizi muhakkak suçlamamaktır.

– Yaşanılan olayı,o günün şartlarıyla beraber alıp kendimizi de bizi üzeni de affetmektir.

– Yaşanılanla ilgili kin, hiddet, nefret, kızgınlık, kırgınlık gibi duyguları yaşamımız baştan başa cebimizde taşımamaktır. (Taşısak güya neyi değiştireceğiz?)

– Yaşanılan olayın etkisinden kurtulmak, onun yarattığı duygulardan dolayı kurban rolünü üstlenmemektir. (Affetmeyen insanlarda özgüven kaybı yaşanır)

– Yaşanılan olayı kendine mülk etmemek ve kendini suçlamamaktır. ( Adalet edecek ne yaptım dememektir).

– Davranışı yapanın kendisiyle alakalı olduğunu kabul etmektir.

– Barışmak değildir. Affederek de onunla iletişimimizi bitirebiliriz.

– Hatırlamamak değildir. Zaten zihnimiz yaşanılan hiç bir şeyi unutamaz. Unutursak, bitmiş deneyim etmiş olmayız. Ama dürüst bir izah etme şekli ile etkilerinden ve yüklerden arınabiliriz.

– Zayıflık değildir. Bir durum katiyen bizi yıkamaz. Kandırılmamız, aldatılmamız, hakarete uğramamız vs. ademoğlu herşeyle başa çıkacak potansiyele sahiptir. Olayın bizi kontrolüne almasına izin vermemeliyiz.

– Olayın haberdar elde etmek, lakin bunun etkisinden çıkmaktır. Yaşam boyu bizi etkilemesine izin vermemektir.

– Kişinin hata yaptığında affedilmesini sağlar. Affet ama affedilesin.

– Zordur, mümkündür ve gereklidir.

– gerçi kusuruna bakmamak için kendimizi zorlamamalıyız. Çünkü bağışlamak bir süreçtir derhal karar verilemez.

– Dinen emrediliştir. (Affeden Allah’tır, insan ise Allah’a natürel olarak ve O’nun ahlakını taklit ederek affeder. Çünkü varlıkta yargı sahibi olan mülkün sahibi de olan Allah’tır. İnsan fiilen yargı sahibi değildir. Bizim affedici olmamız itibarıyla bir lütuf değil, haddimizi kavramak demektir. E.Demirli)

– Artık bir şey hissetmemek değildir. Ufak duygu kırıntıları olabilir. Lakin genel anlamda bir şey hissetmemektir. (Hiddet,kızgınlık,intikam kin..)

A’RÂF – 199.ayeti; “Sen affetme yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir”

Kendi mutluluğun ve yüklerden kurtulmak için affet.

Serhat YABANCI

Aile-Evlilik-İlişki Terapisti

özel içeriğidir.

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here