spot_img

Sivrisinek ve böcekleri doğal olarak uzaklaştıran 15 bitki

Günümüzde az daha her konuşmamızda yer alan aşk sahiden ne kavrama geliyor? Aşk ruh hali mi, duygu değişikliği mi ya da sadece karşı cinse karşı duyulan heyecan mı? İlk görüşte aşk olası müdür yahut aşk zamanla mı oluşur?

Peki aşık olduğumuzu ya da hissettiğimiz şeyin aşk olduğunu nasıl anlarız? Aşk sadece insanlara özgü mü yoksa bütün canlılar bu duyguları yaşar mı?

Duygusal yönelimler; beğeni, hoşlantı, sevgi, aşk, sevda ve kara sevda gibi hafiften şiddetliye içten dağıtılmış isimler alırlar. Hoşlantı, sıcak bir gülüş, sevgi tatlı bir meltem ise, aşk şiddetli bir esintidir. Sevda fırtına, karasevda ise kasırgadır.

Eğer bu fırtına da kişi bir rota belirleyebilirse, karaya çıkabilir, yahut boğulup gitmesi işten bile değildir. Sevginin acı ile harmonileştiği, yüreğimizde ulvileştiği duygudur aşk.

1- Enerjik olun

1- Devingen olun

Psikoanalist Erich Fromm; sevgiyi, kişideki aktif ve imalatçı gücün kaynağı bir enerji olarak tanımlar. böylece beraberlik enerjinizi aralıksız taze tutunuz.

2- Sevginizi bitirmeyin

2- Sevginizi bitirmeyin

Öyle çok araştırma aşkın ömrünün ortalama 2,5 sene olduğunu söyler. Hatta kimi araştırmalarda bu 1 yıla değin iner. Günümüzde biten birliktelikler ve gerçekleşen boşanmalar aşkın ömrünün olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Peki ama diğerleri hala el ele tutuşan yaşlanmış ama gözlerinden aşkı okuyabildiğimiz kişiler, onların aşkı neden bitmemiştir? Aşkla gelen duygu arzu bitebilir mi ancak, tutku bittiğinde aşk da bitiyor? Burada önemli olan aşk bitse bile bunu sevgi ve alışkanlıklara dönüştürüp birlikteliğe devam edebilmektir. Çünkü aşkları ilk günkü tazeliği ile bir ömür boyu devam etmek çok zordur.

Psikolog Robert Sternberg’e kadar aşk üç katmandan oluşur. Yakınlık, sadakât ve tutku. Zamanla arzu kaybolsa bile yakın olma ve özveriyle evlilikler devam ettirilmelidir.

3- Ben değil, biz olun

3- Ben yok, biz olun

Narsisizm, agresif tavırlar ve depresif huy, birlikteliklerin en kayda değer düşmanlarıdır. Evliliklerde ben değil, biz olunmalıdır. tek yanlı kendini düşünen davranışlar, ilişkiyi tüketen unsurlardır.

4- Hayal kırıklığından sakının

4- Hayal kırıklığından sakının

Ola Ki de en büyük hüsran bir hayalin reel olmasıdır. böylece evlilik hayalleri ile hayatlarını birleştirenlerin ilk heyecanları bir zaman sonradan sönebilir. böylece değişik paylaşımlar ve ortak etkinlik çabaları ile beraberlik telaşı devam ettirilmeye çalışılmalıdır.

5- Endorfin bağımlılığına dikkat

5- Endorfin bağımlılığına dikkat

Evlilik öncesinde birçok ilişki yaşayanlarda ”endorfin bağımlılığı” gelişmiş olabilir. Eğer böyle bir şart var ise izdivaç zamanla birincil heyecanını kaybedip sıradan rutin bir hale dönüşebilir ve ilişkiler kopma noktasına gelebilir. böylece evli çiftler mevcut endorfinlerinin aralıksız diri kalması için, dağcılık, avcılık, değişik sosyal takviye çalışmaları, takım halinde spor aktiviteleri, fotoğraf, müzik gibi çeşitli hobiler edinilmelidir. Dağıtılmış spor ya da sanat dallarında iki taraflı zevklerin bulunup, bunlara yönelinmesi evliliğe muhteşem bir dinamizm sağlar. Yaşam arkadaşlığının yanı sıra takım ve takım arkadaşlığı da gelişir.

6- Sorumlulukları paylaşın

6- Sorumlulukları paylaşın

Çiftler ev içinde ve dışında sorumlulukları eşit düzeyde paylaşmalı, ev işlerinin ve çocuk yetiştirmenin sadece kadına ait olmadığı bilinciyle hareket edilmelidir.

7- Aynı odayı paylaşın

7- Benzer odayı paylaşın

Ev içinde bir TV olmalı ve çiftler aynı programları izlemeye gayret göstermelidir. sosyal medya karşılıklı kullanılmalı, çiftlerin birbirinden gizledikleri herhangi bir konu olmamalıdır. Bambaşka odalarda ayrı televizyon veya bilgisayarlarla süre geçirmek, uzun vadede çiftlerin birbirinden kopmalarına ve uzaklaşmalarına neden olabilir.

8- İlişkinize zaman ayırın

8- İlişkinize zaman ayırın

Komşu ve akraba ziyaretlerine ağırlık verilmeli. Her iki tarafın da aileleri dengelenmiş olarak ziyaret edilmeli, aile bağları pekiştirilmelidir. Ayrıca ara sıra dışında sinema, tiyatro, konser, piknik ya da akşam yemeği gibi faaliyetler yapınız. Yani ilişkinize vakit ayırınız.

9- Fırsat buldukça konuşun

9- Fırsat buldukça konuşun

Konuşan çiftlerde beraberlikler genelde sonlanmaya gitmez. Konuşmak, paylaşmak ve empati yerine getirmek demektir. Bu Nedenle birbirlerinin arzu ve isteklerini, eksiklerini öğrenebilirler. Evliliklerde en manâlı düzen, eğitim uyumudur. İlişkilerde eğitim düzeyinin birbirlerine yakın olmasına özen gösterilmelidir.

10- Anlayışlı olun

10- Halden Anlayan olun

Kadınlar beyin yapısı olarak, erkeklerden daha hassastırlar. Mesela aşk acısı ve travması yaşamış kadınların üç beyin bölgesinde, erkeklerin ise bir beyin bölgesinde aktivite tespit edilmiştir. Kadınlar daha zorlama bağlanırlar ve daha geç unuturlar, aşk travmalarından çok daha artı etkilenirler. böylece birlikteliklerde tarafsız ve doğal olmalı, kadınları incitecek davranışlardan uzaktan durulmalıdır.

11- Sabırlı olun

11- Sabırlı olun

İlişkilerde az zamanda fazla şey bekleme yanılgısına düşülmemelidir. Olgun bir ağacın habercisi olan fidanı meyvesiz diye kesmeye çalışırsanız hata edersiniz. İlişkilerde yaşadığınız zorluklar karşı derhal pes etmeyiniz. Çocukken birkaç kez düştüğünüz için beşiğinize dönüp yürüme çabasından vazgeçseydiniz asla yürümeyi öğrenemezdiniz. Hiç düşmemeyi yok, düştüğünüz süre kalkabilmeyi hedef alın. Yaşadığınız sorunları, başarısızlıklarınızı ve hatalarınızı öğrenme fırsatı olarak görün.

12- Bağışlayıcı olun

12- Bağışlayıcı olun

İlişkinizde yaşadığınız problemler için geçmişe dönüp onları değiştirmeniz muhtemel değildir. Evliliğinizin veya ilişkinizin olumlu yönlerini ve size kazandırdıklarını keşfedebilirseniz, sorunlar yüzünden yaşadığınız acıları hafifletebilirsiniz. Eğer ilişkiniz geçmişte size hasar verdiyse, şu anda kendinizi ve eşinizi cezalandırmak niye? Sizi yaralayan unsurları bağışlayın ve kurtulun, onların gitgide artarak ağırlaşan siklet olmasına izin vermeyin.

13- İlişkilerinizde cesaretli olun

13- İlişkilerinizde cesaretli olun

Cesaret korkusuzluk değil, korkuya karşın korkulan şeyin üzerine gidebilme gücüdür. Muhakkak oysa her ilişkide sorunlar olacaktır. Sorunlarınızdan kaçmayın, onlarla yüzleşin ve katiyen umudunuzu kaybetmeyin. Belki hatalar yapacaksınız fakat gerçi yılmayacak, pes etmeyecek ve zamanla artan bir sevinç kazanacaksınız.

14- Olumlu düşünün

14- Olumlu düşünün

Fiilen düşüncelerimiz de atomlardan oluşan bir enerjidir. Olumlu düşünürseniz etrafınıza fazla enerji yayarsınız. Siz cenaze evinde tebessüm eden bir insan gördünüz mü? veya komedi filminde üzgün? böylece ilişkilerinizde kesintisiz iyimser olunuz. Artı tavırlarınız yalnızca ilişkinize yok, kademe kademe hayatınızın her alanına yayılacaktır.

15- Farkındalık geliştirin

15- Farkındalık geliştirin

Bazı ırk olumlu ve yapıcı düşünceye sahip olsalar bile bu özelliklerini göstermede can sıkıntısı yaşayabilirler. Eşinize, arkadaşınıza çoğu kez empati yapınız, meselelere çoğu pencereden bakma alışkanlığı geliştirmeniz sizi daha onarıcı ve affedici bir tavra sevk edecektir.

16- İlişkinizi yormayın

16- İlişkinizi yormayın

Ne yazık ki, eşlerden her ikisinin de çalışması, evliliği yorgunluğa götüren bir etken. Çalışan kadınların profesyonel alanda ve evinde iki öbür role sahip bulunması kendilerini ciddi anlamda zora sokuyor. Evine zaman ayırdığı zaman kariyeri tehlikeye giriyor. Kariyerine yönelirse evini ihmal ediyor. Dolayısıyla her iki yönde de başarı sağlamakta güçlük çekiyor. Nitekim çalışan kadınlarda boşanma oranları, çalışmayanlara göre altı kat daha pozitif. İlişkinin mutlu yürümesi açısından, çalışan kadına, konut işlerinde erkeğin asistan olması durum.

17- Eleştirilere dikkat

17- Eleştirilere dikkat

Eleştirileri ve önerileri sen odaklı yok, ben odaklı yapmalıdır. Mesela ”Bu evin hali ne böyle, sen ne düzensiz bir kadınsın” yerine ”Konut dağınık olunca kendimi fena hissediyorum” demelidir. Çünkü sen odaklı bir eleştiri, kutup kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak algılayacak, o an evi biraz toparlasa bile devamlılığı olmayacaktır. ya da ”şöyle yapsak daha iyi olabilir mi?”, böyle yapsak acaba daha mı iyi olur?” tarzında çoğul ve yapıcı ifadeler kullanılmalıdır.

18- Yüz yüze bakınız

18- Yüz yüze bakınız

. Yapılan bilimsel incelemeler, günde pozitif yok en düşük beş dakika yüz yüze bakmanın, sevgi, şefkat ve muhabbeti arttırdığını göstermektedir. İlişkilerin de canlı bir organizma gibi beslenmesi gerekmektedir. Evliliğin 2,5 yılından daha sonra duygusal gıda minimuma iner. Bunun yerini duyma, dinleme ve kavrayış şeklindeki empatik paylaşımcı iletişim alır.

19- Mutluluğunuz için hedef koymayın

19- Mutluluğunuz için gaye koymayın

Ev, araba alınca, çocuğumuz olunca veya diğer bir durum gerçekleşince mutlu olacağız gibi ilişkinize hedefler koymayın. Sevinç amaç yok uzun bir yolculuktur ve her an yaşanacak bir duygudur. Bunun için araya engeller koymayın.

20- Hatalara duyarlı olmayın

20- Hatalara duyarlı olmayın

Yeryüzünde kimse hatasız olamaz. Hatalar tekrarlanmadıkça görmezden gelinmelidir. Gördüğünüz şeyi söylemezseniz hafızanızdan uçup gider. Söylerseniz belleğinizde yer eder. Hem her eleştiriye kulak vermeyin. Çevrenizdeki insanların eleştirilerine ve önerilerine kadar yaşarsanız, kendiniz için yaşayamazsınız. Bu yüzden hatalarınıza yönelik olumlu eleştirileri değerlendirin fakat kişiliğinize yönelik eleştirilere kulak vermeyin.

Dolayısıyla akıcı, düzenli ve disiplinli yaşamak, bireysel başarının anahtarlarından biridir. Bu ise çoğu kez evlilikle ve sürükleyici bir beraberlikle muhtemel olabilir. Aile toplumun en küçük ünitesidir. Sağlıklı toplumlar, dinç ailelerden oluşur. Sağlıklı evlilikler bir toplumun en sağlam dinamikleridir. bu nedenle ahenkli, başarılı bir hayat ve dinç, uzun ilişkiler yaşayabilmek için gerekirse psikolojik yardım almaktan da kaçınılmamalıdır.

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here