spot_img

2021 yazının en sıcak deseni pötikare nasıl kombinlenir?

Prof. Dr. Üstündağ, mevsim normallerinin üstünde seyreden hava sıcaklıklarının yaşamı negatif etkilediğini ve önlem alınmadığı takdirde vücuda zararları olduğunu açıklama etti.

Suyun yaşamın kaynağı olduğuna dikkati çeken Üstündağ, sıcaklığın ve nemin boy yaptığı bu dönemde tatmin edici akıcı tüketiminin sıhhat açısından önemine muhabere etti.

Üstündağ, erkeklerde vücudun yüzde 60’ının, kadınlarda ise yüzde 50’sinin sudan oluştuğunu belirterek, “Bu dönemde insan sağlığını en çok korkutma edecek durum, suyun yeteri kadar alınamaması, vücudun susamış kalmasıdır” dedi.

Besinlerin sindirilmesi, oksijenin organlara taşınması gibi yaşamsal tüm faaliyetlerin oluşmasının vücuttaki suyun ideal düzeyde bulunmasına emrindeki olduğunu ifade eden Üstündağ, vücuttaki suyun azalmasının doku ve organlarda zarara yol açabileceğini söyledi.

İleri derecede susuzluğun pek fazla hastalığa niçin olduğunu anlatan Üstündağ, şunları kaydetti: “Su vücutta eksilmeye başladığı zaman, organların ve dokuların fonksiyonlarında azalmaya niçin oluyor. Hatta geri dönüşümsüz kayıplarla, hastalıklarla, nihayetinde de ağır su eksikliği vakalarında ölümle kendini ortaya koyabilir.

Su eksikliği başladığı süre ilk ortaya çıkabilecek hastalık tabloları, böbrek taşı oluşumunun artması ve eforla ortaya meydana çıkan nefes darlığının belirginleşmesidir. Su eksikliği daha da ağır safhaya geçecek olursa bu kere şeker hastalarında, şekerin kontrolünün zorlaşması ve koma durumlarının ortaya çıkması laf konusu olabilir.

Su eksikliği daha da ağır olursa inmeler artar, inme geçirenlerde ölüm artar. Yürek krizi geçirenlerde ölüm, su eksikliği olanlarda 4 kat daha fazla gelişir. Özellikle kistik böbrek hastalığı olanlarda hastalığın ilerlemesi hızlanır. Uzun süreli ve ağır su eksikliğinin kanserle bile etkisi gösterilmiş, bilhassa bağırsak kanserleri ve safra kesesi taşı oluşumuyla su eksikliği ilişkili bulunmuş.”

İşlenmiş sıvılar yarar yerine zarar getirebilir

“İşlenmiş sıvılar fayda yerine zarar getirebilir”

Prof. Dr. Üstündağ, ortamın ısısı, yaşanılan bölgenin rakımı, nemi ve kişinin özelliklerine göre günlük değişken ihtiyacının değişkenlik gösterdiğini, araştırmalara tarafından erkeklerin asgari 2,5, kadınların ise 2 litre sıvı tüketmesi gerektiğini vurguladı.

Akıcı alımında su ilk olarak almak üzere doğal içeceklerin seçim edilmesi gerektiğini dile getiren Üstündağ, şu değerlendirmelerde bulundu: “Gazlı içecekler ve tatlandırıcılarla yapılmış içecekler değişik afiyet problemleri çıkıyor. Bunların başında özellikle metabolizma bozukluklarıyla ilgili problemler ortaya çıkıyor. Dinç sıvıların tüketimini yapmalıyız. En doğal olanı tabii fakat su, suyun kendisi. İçildiğinde vücuda bir fazlalık getirmeyen, zarar vermeyen suyun kendisi. Bu bakımdan su hayatın kendisi.

Onun dıştan doğal maden suları, içindeki magnezyum ve potasyum gibi mineraller sıhhat açısından yararlı. Günde bir tane içildiği süre hipertansiyonun bile gelişimini azalttığı ortaya çıkarılmış. Tuzlu olmamak şartıyla ayran, bize artı tuzlu yükü olmaması açısından.

Tekrar içilecekse limonsu açık akarsu. Bunlar değişken alım kaynakları olarak değerlendirilebilir. Ancak bitmiş sıvılar fayda yerine hasar getirebilir.”

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here