spot_img

Gıdada doğru kabul edilen hurafeler: Yumurta, bal, tavuk bildiğimiz gibi değilmiş!

RÖPORTAJ: SENİM TANAY KARAKUŞsenim.tanay@milliyet.com.trHer dönemin cevabı en merak edilen sorusuyla başlamak istiyorum: Ambalajlı sütler dediğimiz UHT yöntemiyle üretilen uzun ömürlü sütler sağlık için zararlı mı “UHT edilmiş sütün hiçbir faydası yok”, “İçine ilaç katıyorlar”, “UHT süt bağımlılık yaratıyor” iddialarında bulunanlar var.

GÖRÜŞME: SENİM TANAY KARAKUŞ
senim.tanay@milliyet.com.tr

Her dönemin cevabı en merak edilen sorusuyla açılmak istiyorum: Ambalajlı sütler dediğimiz UHT yöntemiyle üretilen uzun ömürlü sütler sıhhat için zararlı mı? “UHT edilmiş sütün hiçbir faydası değil”, “İçine hap katıyorlar”, “UHT süt bağımlılık yaratıyor” iddialarında bulunanlar var.

Bunların tümü batıl inanç… UHT (Ultra High Temperature), 1961’den bu yana değişken yiyecek işlemesinde tüm dünyada kullanılan yüksek teknolojidir. Süt, 135–150ºC’de 2 – 6 saniye gibi bir kısa sürede ısıtılıp soğutulduktan sonradan aseptik (mikroplardan arındırılmış) koşulda, steril altı katmanlı ambalajlara doldurulur.

Ambalajı açılmazsa da oda sıcaklığında uzun zaman besin değerini korur. Yani UHT süt keza ısıl işlem ayrıca de paketleme teknolojisi baştan sona hiçbir koruyucu katkı maddesine lüzum olmadan beslenme değerinin korunduğu bir üründür.

Pastörize günlük süt, UHT sütten daha fazla vitamin ve mineral mi içeriyor Yani daha mı faydalı

Pastörize jurnal süt, UHT sütten daha fazla vitamin ve mineral mi içeriyor? Yani daha mı yardımcı?

Pastörizasyon 72 derecede 15 saniye civarında yapılır. İlk defa 1860’larda Fransız bilim insanı Louis Pasteur tarafından geliştirilen bu usul, mikroorganizmaların ısı yardımıyla yıkım edilmesi esasına dayanır.

UHT ve pastörize süt ile çiğ süt arasında gıda değeri açısından kayda değer bir ayrım olmadığı bilimsel araştırmalarla ortaya konmuştur. Oysa pastörize sütün besin değeri eksik da olsa UHT’den daha yüksektir. Rahatsızlık yapma riski açısından ise UHT ve pastörize sütte sorun yokken sokak sütü endişelerin asıl kaynağıdır.

Kimimiz evde dondurma yöntemi uygulayarak bazı gıdaları depoluyoruz kimimiz de paketli dondurulmuş gıdalara yöneliyoruz. Dondurulmuş gıdanın besin değer değişir mi İçine koruyucu konuluyor mu

Kimimiz evde dondurma yöntemi uygulayarak bazı gıdaları depoluyoruz kimimiz de paketli dondurulmuş gıdalara yöneliyoruz. Dondurulmuş gıdanın beslenme bedel değişir mi? İçine koruyucu konuluyor mu?

Dondurulmuş gıdalar, mevsiminde yığılmış meyve sebzelerin, yıkanıp temizlendikten sonra “tek tek dondurma” sistemi ile birkaç dakika içerisinde şoklanmasıyla üretilir. Bu şekilde, hiçbir koruyucu katkı maddesi eklenmeden gıda değerini raf ömrü boyunca korur. Hatta yapılan araştırmalar dondurulmuş meyve sebzenin gıda değerinin pazardan, marketten alınanlardan genel olarak daha yüksek olduğunu ortaya koyar.

Çünkü dalından kopartılan, kökünden ayrılan meyve ve sebzeler, ilk andan itibaren gıda değerini kaybetmeye başlar ve markete gelene değin çoğunlukla yaklaşık 1 haftalık yolculuğu vardır. Bu esnada da besin değerini kaybeder. Dondurulmuş ürünler ise hasattan saatler sonra şoklandığı ve kullanılan teknoloji doğru, gıda değerini muhafaza eder.

Yıllardır pek çok kişinin mutfağından uzak tutmaya çalıştığı margarin, trans yağ ve kolesterol içeriyor mu

Senelerdir pek fazla kişinin mutfağından uzakta tutmaya çalıştığı margarin, trans yağ ve kolesterol içeriyor mu?

Margarin trans yağların riskleri bilinmediği zamanlarda trans yağ içeriyordu. Çünkü trans yağ ürüne eklenen bir şey değil, imal sırasında istenmeden oluşuyordu. Riskleri ortaya çıkınca imal teknolojisi değişti. Türkiye bu konuda dünyada trans yağsız üretime geçen ilk ülkelerden biridir.

15 yıldır ülkemizdeki margarinlerde trans yağ yok kabul edilen seviyenin altındadır. Kolesterol ise margarinle hiç bağdaştırılamaz çünkü kolesterol hayvansal gıdalarda olur. Halbuki margarin nebati yağların karışımından oluşur, dolayısıyla her nebati yiyecek gibi margarinler de kolesterol içermez.

Yumurtanın taze, doğal olduğunu belirlemek için ilk baktığımız şey sarısının rengi oluyor. Sadece gezen tavuk yumurtasının sarısı mı koyu olur

Yumurtanın taze, doğal olduğunu vermek için ilk baktığımız şey sarısının rengi oluyor. Yalnızca gezen tavuk yumurtasının sarısı mı koyu olur?

Yumurtanın sarısının rengi, tavuğun cinsine ve besin şekline göre değişir. Kalite standardı olarak uygulamak dürüst değil. Gezen tavuk yumurtasının gıda değerinin diğerlerine kıyasla daha yüksek olduğunu belirten kanıt da yoktur. Yumurtanızın tazeliğini kavramak istiyorsanız size sınamak için ipuçları verebilirim.

El feneriyle test:

El feneriyle test:

Yumurtanın tazeliği, içeriğine bağlıdır. El fenerini yakıp yumurtanın sivri ucu ışığa bakacak şekilde tutun. Yumurta tazeliğini kaybettikçe içindeki hava boşluğunu büyüyecektir. Ayrıca döllenmiş bir yumurta altı gün kuluçkaya bırakılırsa embriyo siyah iplikçik şeklinde görülebilir; şaşırmayın.

Dinleme testi:

Dinleme testi:

Taze yumurtayı kulağınızın yakınında hafifçe sallarsanız hiçbir ses duymazsınız. Lakin benzer işlemi bayat yumurta ile gerçekleştirirseniz yumurtanın içerisindekilerin hareket ettiğini duyarsınız. Çünkü içerisindeki boşluk artmıştır.

Tutma testi:

Tutma testi:

Yumurtayı kırıp sarısını avucunuza alın. Nezaketle iki parmağınızla yumurta sarısını tuttuğunuzda, zarı patlamıyorsa yumurta taze demektir.

Elbette her gıdada olduğu gibi yumurta alırken de ambalajının üzerindeki son yararlanma tarihine bakmalıyız.

Kahverengi kabuk rengine sahip yumurta beyaz kabuklu yumurtadan daha mı iyi

Kahverengi kabuk rengine sahip yumurta beyaz kabuklu yumurtadan daha mı iyi?

Yumurtanın renginin kalitesiyle hiçbir bağlantısı yoktur. Aslına bakarsanız yumurtanın üstünlüğünü rengine bağlantı kurmak, tüy rengine bağlamaktan farklı yok. Tavuğun cinsi yumurtasının renginde belirleyici olan etkendir.

Tüyleri de kulak lopları da beyaz olan İtalyan Leghorn tavuklarının yumurtaları beyaz olur. Tüyleri kırmızı, sarı veya kahverengi olup kulak lopları kırmızı olan Avusturalyalı Orpington tavukları ise kahverengi yumurtalara sahiptir.

Başlangıçta her yumurta beyazdır. Renklenmesi yumurtanın tavuğun yumurtlama kanalındaki 26 saatlik yolculuğunun sonlarına dürüst olur. Yumurtaya kahverengi rengini veren pigmentler yumurtanın oluşumundan sonradan eklendiği için kabuğun yalnızca dış yüzü renkli olur.

Geç pişen tavuk doğal olan tavuk mudur

Geç pişen tavuk doğal olan tavuk mudur?

Tavuğun geç pişmesi ırkıyla ve yaşlılığıyla ilişkilidir. Köyde yetiştirilen tavuklar çoğunlukla kesme dönemine kadar yaşlandırılmış olduğu için etleri daha geç pişer. Endüstride en seri yetişen, kolay pişebilen körpe tavuk ırkları üretildiği için, markette aldığınız tavuk çok daha basit pişecektir.

‘Hormonlu gıda’ denildiğinde akıllara gelen besinlerden biri de tavuk. Öyle ki “Artık eve tavuk almıyorum” diyen hatırı sayılır derecede fazla kişi var. Tavuklara antibiyotik veriliyor mu

‘Hormonlu yiyecek’ denildiğinde akıllara gelen besinlerden biri de tavuk. O Kadar ki “Bundan Böyle eve tavuk almıyorum” diyen hatırı sayılır derecede fazla kişi var. Tavuklara antibiyotik veriliyor mu?

Türkiye’de dünyada olduğu gibi kümes hayvanlarında artma amaçlı hormon kullanımı yasaktır. öte taraftan bu ayrıca teknik hem de maliyet açısından akılcı değildir. Çünkü tavuk yemlerine çoğaltma hormonu katılması bir işe yaramaz, bunlar hayvanın midesine ulaştıklarında parçalanıp etkisiz hale gelirler.

Hormonun etkili olması için tavuklara enjekte edilmesi gerekir; hem de her gün ve günde bir defadan fazla. Bunun için yetiştiricinin bütün gününü tavuk kovalayarak geçirmesi gerekecektir. Sizce de binlerce tavuğun olduğu üretim hanelerinde her gün, her bir tavuğu birkaç kere yakalayıp enjeksiyon yapmak teknik açıdan amaçsız, maliyet açısından da saçmadır.

Sağlıklı hayvanları koruma amaçları dışarıya antibiyotiklerin büyütme amaçlı yem katkı maddesi olarak yemlere katılması yasaktır.

Antibiyotikle tedavi edilen bir hayvanın eti, sütü, yumurtası da antibiyotik içerir mi

Antibiyotikle çare edilen bir hayvanın eti, sütü, yumurtası da antibiyotik içerir mi?

Ülkemizde antibiyotik kullanımına ilişkin hukuki düzenlemeler AB mevzuatı ile uyumludur. Antibiyotik uygulaması yalnızca tedavi için hastalık durumunda veteriner hekimin yazdığı reçete doğrultusunda ilgili mevzuata uygun olarak kullanılabilir.

Çünkü hasta hayvanların da çare edilmesi gerekir. Bunun insanlara bir etkisi olmaması için antibiyotik kullanılması durumunda her türlü riski ortadan uyandırmak namına kesimden önce ilaç arınma süresinin (bekleme süresi) dikkate alınması hukuki zorunluluktur.

Bütün gıda katkı maddeleri kansere yol açar mı

Bütün gıda katkı maddesi maddeleri kansere yol açar mı?

Hiçbiri kansere yol açmaz. Bir gıda katkı maddesi maddesinin kansere yol açabileceğiyle ilgili en ufak bir şüphe olsa o yiyecek katkı maddesinin kullanımına izin verilmez. Gıda katkı maddelerinin kullanılmasına müsade verilmesi sürecinin ardından uluslararası bir bilim ordusunun 10 – 15 yıllık çalışması yer alır.

Yiyecek katkı maddesi maddelerinin yönetiminden Birleşik Milletler Yiyecek ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütünün (WHO), Müşterek Birleşmiş Yiyecek Katkıları Uzmanlar Komitesi (JECFA) sorumludur. Keza Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) gibi milletlerarası gıda ve sağlık otoritelerinin de görüntü birliği olması durumunda ilgili gıda katkısının kullanımına izin verilir.

Bırakın kanseri, katkı maddesi maddelerinin kullanımı pek bir ayarlanır ki, bir insan 70 – 80 sene hayat ömrü boyunca, her gün o katkıyı tüketse deha, hiçbir etkinin gözlemlenmeyeceği seviyeye müsade verilir. Gıda katkılarına bırakın izin verilmesini, değer biçme aşamasına geçebilmesi için bile insanlara üstünlük sağlayacak bir işlevinin olması gerekir. Avantajları arasında ise aşağıdakiler yer alır:

-Gıdada rahatsızlık yapıcı mikroorganizmaların gelişmelerini önlemek,
-Gıdanın besleyici değerini gözetmek,
-Özgün diyet ihtiyaçları olan insanlara özel imal,
-Lif, vitamin, mineraller gibi sağlığa olumlu etkisi olacak maddelerle güçlendirilerek besin değerinin artırılması,
-Daha uzun bir raf ömrü,
-Gıda israfının önlenmesi,
-Gıdanın dokusal özelliklerini, lezzetini, rengini ,
-Gıda çeşitliliği sağlamak,
-Sağlık riski yaratan oksidasyon gibi istenmeyen reaksiyonları engellemek.

Tereyağın sarı ya da beyaz olması kalitesini mi ortaya koyar

Tereyağın sarı ya da beyaz olması kalitesini mi ortaya koyar?

Tereyağının rengi hayvanın gıda şekline ve besinlerinde belirleyici rol oynadığı için mevsimlere bağlıdır. Rengi tereyağı kalitesinin bir göstergesi değildir. Eğer sütü kullanılan inek, koyun veya keçi çimen ve ot gibi yeşillik ağırlıklı besin şekline sahipse, bu yeşillikler içerisindeki karotenoid maddesi nedeniyle tereyağı daha sarımsı renge sahip olmaktadır.

Hayvanın besiniyle sütüne geçen karotenoidler, yağda çözünerek aynı zamanda tereyağına rengini verirler. Fakat tereyağı yapımında sütü kullanılan hayvan saman, arpa ve buğday gibi yemlerle besleniyorsa bu gıdalarda renk verici maddeler bulunmadığı için tereyağının daha açık renkte olması beklenir.

Ancak tüketiciler aynı renkte tereyağı beklentisinde olduğu için tereyağı üretiminde Kodeks’te izin verilen nebati ve mineral kaynaklı renklendirici maddelerin kullanılabilmektedir.

Balın kristalleşmesi o balın doğal, hakiki, halis bal olduğunu gösterir mi

Balın kristalleşmesi o balın doğal, reel, halis bal olduğunu gösterir mi?

Balın kristalleşmesi normaldir. Ancak bu doğal, reel, halis veya başka bir çıkarım gerçekleştirmek için geçerli bir gösterge değildir. Bal, türüne, saklama koşullarına, gizleme uzunluğuna vb. gibi etkilere tarafından kristalleşebilir de kristalleşmeyebilir de.

Bal en kolay taklit edilebilen, öte yandan gerçekliği en şiddet anlaşılabilen gıdalardandır. Alıcı olarak bizim balın doğallığını, gerçekliğini anlamamız kesinlikle muhtemel değildir. Bunun için fazla sayıda özelliğine bakılan laboratuvar amaliz sonuçları yorumlanmalıdır.

Konserve ürün tüketmek sağlık için zararlı mı Metal ambalaj içinde satılan konservelerde metalin gıdaya geçmesi söz konusu mu

Konserve ürün tüketmek sıhhat için zararlı mı? Metal ambalaj içinde satılan konservelerde metalin gıdaya geçmesi söz konusu mu?

Konserveleme yöntemi Napolyon zamanında, ordunun ayrıca yanında bozulmadan ayrıca de besin değerini koruyarak saklayabileceği gıdalara gereklilik duymasıyla keşfedilmiştir. Konserve ürün tüketmenin sağlık durumu açısından bir sakıncası olmadığı gibi sebze meyve tüketimini çoğaltmak ve gıda israfını durdurmak açısından da olumlu etkisi olabilir.

Taze ya da dondurulmuş muadillerine kıyasla konserve gıdalardaki beslenme değeri azıcık daha düşüktür. Oysa bu onları diğerlerine ulaşamadığımız zamanlarda ya da yemek yemek pişirmeye zaman olmadığında iyi bir gıda alternatifi olmaktan uzaklaştırmaz. Konservelerde kullanılan ambalajlar gıdaya herhangi bir geçiş olmaması için zorunlu testlerden geçmişlerdir.

Bitki ve meyve çaylarının poşetinde plastik var mı

Bitki ve meyve çaylarının poşetinde plastik var mı?

Poşet çay sanıyorum biraz da ismi dolayısıyla hatalı anlaşılıyor çünkü poşet denildiğinde insanların aklına birincil gelen naylon oluyor. Halbuki poşet çayların poşetinin bununla hiç ilgisi değil. Türkiye’deki esas akarsu üreticilerinin kullandığı poşetler, muz ağacının kuzeni diyebileceğimiz muzgillerden Abaka ağacının liflerinden üretiliyor.

Nasıl ketenden üretilen gömlekler yağmurda erimiyorsa Abaka ağacından üretilen akarsu poşetleri de sıcak suda erimiyor fakat çayın içeriğinin suya geçmesine ihtimal sağlıyor. Dolayısıyla bunlar bitkisel ürünlerdir.

Ambalajlı gıdalar paketlenirken içine karışan plastik vücutta birikip hasta eder mi?

Gıdaya uygun ambalaj kullanılmıyor ya da gıda yerinde koşullarda saklanıp kullanılmıyorsa ambalajdan gıdaya gözden düşmüş bileşiklerin geçişi olabilir. Bu da insan sağlığı açısından tehlike yaratır. Bunun için tescil dışı ve açıkta satılan ürünlerin ambalaj gıda ilişkisine güvenemeyiz. Yalnızca yönetmeliklere uygun üretilmiş ve ambalajlanmış gıdalarda bir sorun olmamasını bekleriz.

Kontrolsüz satılan gıdalarda uygun ambalaj mı kullanılmış yahut daha önce kullanılmış bir ambalajı yeniden mı kullanmış bilemeyiz. Gıdanın muhafazasında uygun olmayan kimyasallar taşıyan ambalajlar kullanılması, gıdaya geçen tüketime uygun olmayan kimyasalların vücutta birikmesine niçin olabilir, bu da afiyet riski yaratabilir.

Ambalajlı gıdalar paketlenirken içine karışan plastik vücutta birikip hasta eder mi

Ambalajlı gıdalar paketlenirken içine karışan plastik vücutta birikip hasta eder mi?

Gıdaya yerinde ambalaj kullanılmıyor veya gıda uygun koşullarda saklanıp kullanılmıyorsa ambalajdan gıdaya beğenilmeyen bileşiklerin geçişi olabilir. Bu da insan sağlığı açısından risk yaratır. Bunun için kayıt dışı ve açıkta satılan ürünlerin ambalaj gıda ilişkisine güvenemeyiz. Yalnızca yönetmeliklere uygun üretilmiş ve ambalajlanmış gıdalarda bir sorun olmamasını bekleriz.

Kontrolsüz satılan gıdalarda yerinde ambalaj mı kullanılmış yoksa daha önce kullanılmış bir ambalajı her yerde mı kullanmış bilemeyiz. Gıdanın muhafazasında uygunsuz kimyasallar taşıyan ambalajlar kullanılması, gıdaya geçen tüketime uygunsuz kimyasalların vücutta birikmesine neden olabilir, bu da afiyet riski yaratabilir.

Meyve suyunun içinden küf çıkması tamamen üretimsel bir hata mı

Meyve suyunun içinden küf çıkması adamakıllı üretimsel bir hata mı?

%100 meyve suyu koruyucu katkı konulması yasaklanmış olan ve dolayısıyla yüksek besin değeriyle kolay bozulmaya meyilli bir üründür. Meyve suyunda küf oluşumu imal hatasından kaynaklanabilir. Ama böyle bir koşul üretim hattında yapılan rutin kontrollerde tespit edilir ve ilgili parti ürün imha edilir.

Küflenmiş meyve suyunun lezzetsiz olabileceği gibi ambalajı da şişme yapar. Yani satılabilecek bir ürün olmaktan çıkar. Üreticiler üretimin kritik her aşamasında örnek alarak laboratuvarda ürünü tahlil eder.

Meyve suyundan meydana çıkan küfün temel nedeni gerçekten üretimden çok daha büyük ihtimalle nakliye, satmak kanallarında ambalaj zedelenmesi dolayısıyla olur. Ambalaj delinir, yırtılır ve meyve suyu havayla dolayısıyla mikroorganizmalarla buluşursa biçimsizleşme başlar. Bir öteki sık rastlanan tüketici kullanımı hatasıdır.

Meyve suyu kapağı açıldıktan sonradan buzdolabında saklanmalı ve en fazla 3-4 içinde tüketilmelidir. Dürüst gizleme koşulları ve gizleme ömrüne uyulmaması durumunda meyve suyunda küf oluşur. Zaten bu da meyve suyunda koruyucu olmadığının bir göstergesidir.

%100 meyve suları gerçekten katkısız mı

%100 meyve suları gerçekten katkısız mı?

%100 meyve sularına şeker, tatlandırıcı, aroma verici, renklendirici koruyucu vb. katkı maddesi maddelerinin eklenmesi yasaktır. Yani bunlar evinizde sıktığınız meyve suyuna fazla benzerdir. En büyük fark, raf ömrü baştan başa bozulmadan beslenme değerinin korunabilmesi için ısıl işlemden geçmesidir.

Meyve suları çürük meyvelerden mi üretilir

Meyve suları çürük meyvelerden mi üretilir?

Meyve suyunun hukuki düzenlemedeki tanımında “sağlam, olgun, taze veya soğukta ya da dondurularak muhafaza edilmiş” meyvelerden üretilmesi gerektiği açıklama edilir. Çürük meyveden meyve suyu almak olası değildir. Ancak nasıl kilolarca meyve alırsak aralarında çürüğe rastlamak mümkünse fabrikaya gelen tonlarca meyve aralarında da çürükler olması doğaldır.

bu nedenle meyve suyu üretimine geçişte ilk basamak “ayırma”dır. Hareketli bantta ilerleyen meyvelerin başındaki çalışanlara bahşedilen talimatlar “Yiyemeyeceğin meyveyi ayır” şeklindedir. Bu sadece çürük olanlar için değil, ham olanlar için de geçerlidir. Eğer fabrikaya gelen kamyondaki meyvelerde çürük oranı yüksekse meyveler kabul edilmez.

Gıdaların mikrodalgada ısıtılması herhangi bir sağlık riski yaratır mı

Gıdaların mikrodalgada ısıtılması herhangi bir sıhhat riski yaratır mı?

Mikrodalgalar bir “elektromanyetik” radyasyon biçimidir. Bunlar hücrelere hasar verebilen iyonlaştırıcı radyasyondan farklıdır. Mikrodalgalar, radarlarda, telefon, televizyon, saç kurutma makinesi gibi konut aletlerinde kullanılır.

Sonuçta mikrodalga fırında pişirilen gıdaların “radyoaktif” ayla geldiği büyük bir hurafedir. Bilimsel çalışmalar, gizli ve başvuru kılavuzuna uygun olarak kullanılan mikrodalga fırınların güvenli olduğunu ortaya koyar. Eğer saç kurutma makinenizden korkmuyorsanız mikrodalga fırınınızdan korkmanıza da lüzum yoktur.

Diyet ürünlere şeker yerine glikoz şurubu, elma suyu konsantresi, yüksek fruktozlu mısır şurubu mu ekleniyor

Diyet ürünlere şeker yerine glikoz şurubu, elma suyu konsantresi, yüksek fruktozlu darı şurubu mu ekleniyor?

Dekstroz şurubu, elma suyu konsantresi ve yüksek fruktozlu darı şurubu birbirinden çok farklı değildir. Bunların hepsi formülleri birbirine fazla yakın şeker gruplarıdır. Dolayısıyla bir ürüne bunlardan biri yerine diğerinin eklenmesi onu perhiz mahsul haline getirmez.

Kaya tuzu birçok hastalığın önlemesinde etkili mi

Kaya tuzu birçok hastalığın önlemesinde etkin mi?

Tuzlu tuzdur. Kaya tuzunun herhangi bir üstünlüğü yoktur. Kaya tuzu, bildiğimiz sofra tuzunun fazla az miktarda başka elementlerle karışmış halinden diğer bir şey yok.

Bilimsel incelemeler fazla tuzlu tüketimi ile yürek, damar hastalıkları ve bilhassa hipertansiyon ilişkisini ortaya koymuştur. Bu etkilerin sorumlusu, tuzun başlıca maddesi sodyumun aşırı alımıdır. Kaya tuzunun da yüzde 97’si, başlıca bileşeni “sodyum” olduğuna tarafından, onun da aşırı tüketimi sağlık açısından sakıncalı olacaktır.

Kaya tuzlarının, çok sayıda mineral içerdiği için birçok hastalığın önlenmesinde etkili olduğu söylentisi hurafedir. Evet, kaya tuzunun yapısında başka bir takım elementler de bulunur fakat bunlar eser miktarlarda yani sağlık üstüne tesir edemeyecek kadar az düzeydedir.

öte taraftan kaya tuzlarının bileşiminde, insan sağlığı açısında “fazla riskli” olduğu tanıdık plütonyum, talyum ve radyum gibi maddeler ve “kurşun” gibi ağır metallerin de bulunduğundan ise böylece bahsedilmez nedense. Oysa korkmayın, bunlar da tekrar “eser” miktarlarda olduğu için olumsuz etkisi yoktur.

Sofra tuzu başlıca iyot açısından zenginleştirilmiştir. Bundaki niyet, iyot eksikliğinin ve tiroit problemlerinin azaltılmasıdır. Bu yüzden öyle çok ülkede hukuki düzenlemeler yoluyla sofra tuzlarına iyot eklenmektedir.

Glüten tüketimi herkes için zararlı mı

Glüten tüketimi cümbür cemaat için zararlı mı?

Nüfusun %1’inden azında görülen çölyak hastalarının glüteni beslenmelerinden çıkartmaları gerekir ve glüten intoleransı ya da alerjisi bulunanların da hassasiyetlerine tarafından glütenden muhtemel olduğunda uzakta durmalarında avantaj vardır. Ama bu glüten hasta ettiği için değil, hastalığı veya alerjisi olan insanların vücudunun glütene tepki vermesi dolayısıyla ortaya meydana çıkan bir gerekliliktir.

Glüten, düşman duyuru edilmesi ise yanlış bir modadır. Glüten buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda yer alan bir proteindir. Bilim dünyası “bütün buğday ürünlerine ilişkin negatif görüşleri destekleyen hiçbir data olmadığı ve tüketiminin de şişmanlıkla ilişkilendirilemeyeceği” belirtmektedir.

Bunun ötesinde eğer glütenle ilgili bir sorununuz yoksa glütensiz besin sağlığı korkutma edici bile olabilir. Amerikan Kalp Birliği’nin 2017’deki toplantısının raporunda düşük glutenli beslenmenin alıcı 2 şeker hastalığı riskini artırabileceği bildirmiştir.

Glütensiz beslenmenin uzun sürede insan sağlığına etkilerini belirten en büyük egzersiz ise 2017’de British Medical Journal’da yayınlanmıştır. 110 binden pozitif afiyet çalışanının, 25 yılı aşkın bir süre izlendiği bu çalışmada, glüten sebebiyle bütün tahılları tüketmeyen bireylerin kalp hastalığı riskinin arttığı gösterilmiş ve sonucunda “Çölyak hastalığı olmayan kişiler glütensiz diyete teşvik edilmemelidir” notu düşülmüştür.

Zeytinyağıyla yemek pişirmek ya da kızartma yapmak sakıncalı mı

Zeytinyağıyla yemek pişirmek ya da kızartma yapmak sakıncalı mı?

Raflarda farklı alanlara yönlendirilmiş zeytinyağları (tabii sızma, natürel birinci, riviera gibi) var ve bunların herkes pişirmeye de kızartmaya da uygundur. Önemli olan yağların daima kullanmamadır.

öte yandan sızmaları sıcak yemeklerde uygulamak sakıncalı olmasa da azıcık eyvah olur. Çünkü ısıl operasyon yardımsever bazı fenolik bileşenleri kaybetmemize niçin olmaktadır. Gerçekte pişirme kızartma gibi işlemleri rivieara zeytinyağı veya diğer nebati yağlarla yapılması daha hesaplı bir çözümdür.

Işınlanmış gıdaları tüketmek, vücutta radyasyon birikimine yol açar mı

Işınlanmış gıdaları tüketmek, vücutta radyasyon birikimine yol açar mı?

Yiyecek ışınlamanın amaçları; hasta edici mikroorganizmaları imha etmek ve gıdayı çürüten mikroorganizmaları eksilmek, parazitleri elimine etmek, küflenme, filizlenme, çimlenme ve tomurcuklanmayı önlemek, olgunlaşmayı geciktirmek ve gıdamızın daha uzun vakit güvenle saklanabilmesini sağlamaktır.

Radyasyon kelimesi insanları korkutsa da gıda ışınlanmasında bu düşüncesiz bir korkudur. Bu uygulamanın etkileri 30 yılı aşkın süredir dünya çapında bilimsel kurumlar göre araştırılmış ve ışınlanan gıdaların hiçbir şekilde radyoaktif olmadığı, radyasyon yaymadığı ve kalıntı barındırmadığı ortaya konmuştur.

Dünya Sıhhat Örgütü (WHO), ABD Tarım ve Gıda Örgütü (FDA), Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA), Rahatsızlık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ile ülkemizdeki kamusal ve bilimsel otoriteler uygun teknolojilerle ışınlanan gıdaların keza tehlikesiz keza de beslenme açısından yeterli olduğu sonucuna varmıştır.

Hatta NASA astronotları uzay yolculukları sırasında herhangi bir yiyecek kaynaklı hastalığa yakalanmamak için ışınlanmayla steril edilmiş gıdaları tüketmektedirler.

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here