spot_img

Gözü âmâ eden aşk değil hormonlardır

Kalbimiz, hastalıklar sebebiyle kalp krizi geçirmemize ve kalbimizin zayıflayarak görevini yerine getiremez. Hastalıkların dışarıda aniden kaybedilen sevilen bir yakının olması, yürek kaslarını benzer enfarktüs geçirmiş gibi bozar. Bu duruma kırık kalp sendromu adı verilir. Modern tıp, bize bugün yürek hastalığının felek olmadığını, önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu söylüyor. Akıllı, bilinçli ve hayatı seven, yaşama sevinci ile dolu olan kişinin yürek kırıklığı yaşaması fazla düşük bir ihtimaldir.

Bayındır İçerenköy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Şanslı Koçer; İnsanın hayatı boyunca tadabileceği en tarifsiz duygu aşk, yalnızca kalbi yok beyni ve bedeni de esir alıyor. Aşık olan kişinin beyninde yaklaşık olarak hormon fırtınası yaşanıyor. Önce zevk ve keyif veren dopamin, sonra mutluluk veren seratonin, peşinde da ‘bağımlılık’tan sorumlu oksitosin hormonu salgılanmaya başlıyor. Beynin ’empati’ ile ilgili bölgesinin devreye girmesiyle büyük aşkın hiçbir kusuru görülmez oluyor. Böylece ‘aşkın gözü kördür’ sadece bir deyim olmaktan çıkıyor ve bilimsel bir gerçeğe dönüşüyor.

Aşk, sanki senelerdir eksikliği hissedilen, bulunduğunda da hayatın bütün anlamının değişeceğine inanılan bir duygu olarak tanımlanabilir. Eksikliğini tamamlama isteği ve iyice bir arama davranışıyla yola çıkan insanoğlu, bulduğunda da bu duyguya adanmışlık duygusal ile teslim olur. O Kadar bilinçli bir koşul da olmadığı için genel olarak tercihler laf konusu olmaz. “Başa gelen çekilir” gibi, başa gelince yaşanan bir koşul olarak devam eder.

Sevgi hormonu eşittir aşk sarmalı

Aşk, yalnızca şehvetli değil aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Aşık olan kişinin davranışlarında şansın dönmesi ortaya çıkar. Bu değişiklikleri de fizyolojik süreçler belirler. Aşk, insan beyni için bir çeşitlilik haz kaynağıdır. Bu sistem, ödül ile yakından ilişkili dopamin (DA) salınımı ile aktive olur (zevk, keyif). Dopamin ile ilişkili bu sistem, seratoninin (mutluluk hormonu) de azalmasına sebep olur. bununla beraber ‘sevgi hormonu’ olarak aşina oksitosinin salınımı ile birlikte bağlanma mekanizması devreye girer. Bağımlı kişilerde de benzer mekanizmalar çalışır.

Hormonlar midede kelebekleri uçurur

– Aşık olan kişide tutum değişiklikleri görülmeye başlanır. Ilk Kez enerji artışı ortaya çıkar. Özellikle aşık olduğu kişi ile karşılaştığında çarpıntı, ellerde titreşim, uykusuzluk, iştahsızlık ortaya çıkar.

– Tıpatıp bağımlılarda olduğu gibi aşkından uzaktan kaldığında mahrumiyet içine girer, takıntılı bir hal alır ve bir lahza önce ona ulaşmak için süratli ve kontrolsüz hareket etmeye başlar. Bu kontrolsüz hareketler de hata yapmasını kolaylaştırır.

– Yani aşkın başlangıcındaki mutlu enerji artışı yerini bir zaman sonradan sıkıntılı bir enerji artışı haline bırakır. Ayrıca insan beyninin içinde bulunan amigdala bölgesi, tehdit ile ilişkili en kayda değer alandır. Amigdala, aşık olduğunuz kişinin yanındaysanız daha eksik çalışmaya başlar ve bu nedenle başlangıçta (kısa bir vakit de olsa) aşk hayatınıza huzuru getirmiş olur.

Aşkta hormonların sözü geçer

Beynin bazı bölgeleri (medialfrontal alanları) empati ile aracısız olarak ilişkilidir. Aşık olduğumuzda karşımızdaki kişiye karşısında toleransımız o kadar fazla artar ki, hatalarını görmemeye başlarız ve onunla ilgili eleştirilere kapalı hale geliriz. Buna ast olarak da etrafımızdaki diğer insanlara aleyhinde toleransımız azalır. O ne diyorsa doğrudur, yaptığı her şey normaldir. Yani bir anlamda ‘aşkın gözü kör’dür.

Aşkın getirdiği refah başlangıçtaki yüksek enerji ve motivasyon ile sürmez. Kişi bir vakit sonra sıradan hayatına devam olabilmek için bu enerjinin azalmasına gereksinim duyar. Bu süreçleri sağlıklı bir şekilde geçiren kişi hayatına huzurlu olarak devam eder. Yani, sağlıklı bir aşk, insanoğlunun evrimini tamamlamasına, bir anlamda hayat döngüsünde devrilmeden evrilebilmesine olasılık sağlar.

Merak Edilenler

Keşfet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here